Menü
SON DAKİKA
Trabzon’un Yiğitleri, İstanbul’un Gölgesinde mi Kalacak? "Kendimi Türk Gibi Hissediyorum" “Bir bakarsın kupanın sapından tutup geri dönüyoruz” Priştine'de Kader Maçı: Dolmabahçe'den Sonraki Durak Kosova! Bizim Çocuklar Dolmabahçe'de Turladı!

Trabzon’un Yiğitleri, İstanbul’un Gölgesinde mi Kalacak?

Birkaç gün önce Mustafa Eskihellaç yine o bildik muameleyi gördü. Sahada adeta kuş tutuyor, Trabzonspor’un en istikrarlı isimlerinden biri… Ama milli takım listesine bakıyorsun: yok. Kadro dışı, kulübede bile değil, resmen unutulmuş. Sanki Trabzonspor forması giydiği için üzerine “yasak” damgası vurulmuş.

Trabzon’un Yiğitleri, İstanbul’un Gölgesinde mi Kalacak?

**Trabzon’un Yiğitleri, İstanbul’un Gölgesinde mi Kalacak?**

 

Birkaç gün önce Mustafa Eskihellaç yine o bildik muameleyi gördü. Sahada adeta kuş tutuyor, Trabzonspor’un en istikrarlı isimlerinden biri… Ama milli takım listesine bakıyorsun: yok. Kadro dışı, kulübede bile değil, resmen unutulmuş. Sanki Trabzonspor forması giydiği için üzerine “yasak” damgası vurulmuş.

 

Bu manzara yeni değil. Yıllardır aynı hikâyeyi yaşıyoruz. Yerli Trabzonsporlu olmak, sanki milli takıma çağrılmak için en büyük engel haline geldi. Sahada ne kadar parlarlarsa parlasınlar, ne kadar istatistik doldururlarsa doldursunlar, sonuç değişmiyor: Ya kadroya giremiyorlar ya da girdikleri anda “yedek” mührünü yiyorlar. Peki bu tesadüf mü? Hayır. Bu, yıllardır süren ve artık açıkça ortada olan bir kayırmacılığın ta kendisi.

 

Uğurcan Çakır’ı düşünün. Trabzonspor’da yıllarca kalede devleşti, Avrupa’da bile göz doldurdu. Ama “vazgeçilmez” ilan edilmesi için Galatasaray’a transfer olması gerekti. Eren Elmalı da aynı yolun yolcusu. Karadeniz’in yiğit sol beki, İstanbul’a ayak basar basmaz birden “milli takımın demirbaşı” oldu. Sanki Trabzon’da giydiği bordo-mavi forma, ay-yıldızlı formanın önündeki en büyük engeldi.

 

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

 

Forma rengine göre değer biçen bu zihniyet, sadece futbolu değil, milyonlarca insanın milli duygularını da ayaklar altına alıyor. Trabzonsporlu bir gencin ay-yıldızlı formayı sırtına geçirebilmesi için illa ki bir İstanbul kulübünün “icazet” vermesi mi gerekiyor? Bu çocuklar Karadeniz’in dağlarında, Karadeniz’in hırçın denizinde büyümemiş mi? Bu toprakların mayası, bu ülkenin en saf Türk’ü değil mi? Neden aynı başarıyı gösterdiklerinde bile “İstanbul’dan gelmediğin için eksi puan” alıyorsun?

 

Bu sadece bir teknik direktör tercihi değil. Bu, Türk futbolundaki İstanbul hegemonyasının, “büyük kulüp” fetişizminin en çıplak hali. Milli takımın formasını giymek, artık yetenekle değil, hangi şehrin formasını giydiğinle ölçülüyor. Bu, açık bir adaletsizlik. Bu, milyonlarca Trabzonsporlu, Samsunsporlu, Konyasporlu, Gaziantep’li çocuğun kalbini kırmak. Bu, “milli” sıfatını taşıyan bir takımın, milletin bir kısmını dışlamasıdır.

 

Trabzonspor’un tarihinde nice yiğitler var ki, İstanbul’un kapısından bile girmeden Avrupa’da nam saldı. Ama milli takımda aynı hakka sahip olamadılar. Çünkü burada yetenek değil, “arkadaş çevresi”, “medya desteği” ve “kulüp lobisi” konuşuyor.

 

Yetmez mi artık?

 

Bu çocuklara Karadeniz’in yiğitliğini unutturmayın. Onlara “Trabzonsporluysan milli olamazsın” mesajı vermeyin. Çünkü ay-yıldızlı forma, İstanbul’un değil, Türkiye’nin formasıdır. Ve Türkiye, sadece üç büyük kulüpten ibaret değildir.

 

Trabzonsporlu olmak bir kader değil, bir onurdur. O onuru milli takımdan da esirgemeyin.

 

Yoksa bir gün gelir, o formayı giyenler de “biz de Trabzon’dan geliyorduk” der… Ama iş işten geçmiş olur.

Yusuf Algan

Yazar

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın.