HZ. MUHAMMED’İN (S.A.S.) HAYATI
HZ. MUHAMMED’İN (S.A.S.) HAYATI
Doğumundan Vefatına Kadar Kapsamlı Siyer Yazı Dizisi
Giriş
Hz. Muhammed (s.a.s.), İslâm inancına göre Allah’ın insanlara gönderdiği son peygamberdir. Onun yaklaşık 63 yıllık hayatı yalnızca bir peygamberin hayat hikâyesi değil; aynı zamanda Mekke’de başlayan bir tebliğin nasıl büyük bir toplumsal dönüşüme dönüştüğünü gösteren tarihî bir süreçtir.
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) hayatı İslâmî ilimlerde siyer adı verilen ilim dalının temel konusudur. Siyer kaynaklarında onun doğduğu toplum, ailesi, çocukluğu, gençliği, Hz. Hatice ile evliliği, ilk vahiy, Mekke dönemindeki tebliğ mücadelesi, hicret, Medine’de kurulan toplum, savaşlar ve antlaşmalar, Mekke’nin fethi, Vedâ Haccı ve vefatı ayrıntılı biçimde ele alınır.
Bu yazı dizisinde Hz. Muhammed’in (s.a.s.) hayatı kronolojik bir bütünlük içinde anlatılmaktadır.
1. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Mübarek Soyu ve Ailesi
Hz. Muhammed (s.a.s.), Mekke’de Kureyş kabilesinin Benî Hâşim koluna mensup bir ailede dünyaya geldi.
İslâm kaynaklarında onun nesebi Adnân’a kadar şu şekilde zikredilir:
Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâşim b. Abdümenâf b. Kusay b. Kilâb b. Mürre b. Kâ‘b b. Lüey b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyâs b. Mudar b. Nizâr b. Ma‘d b. Adnân.
Bu nesep zinciri İslâm kaynaklarında kabul gören temel silsiledir. Adnân’dan Hz. İbrahim’e ve Hz. İsmail’e kadar uzanan daha uzun soy zincirleri ise farklı rivayetlerle aktarılmıştır. Bu nedenle kaynaklarda Adnân’dan sonraki nesep konusunda ihtiyatlı davranılmıştır.
Kureyş Kabilesi
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) mensup olduğu Kureyş, Mekke'nin en önemli kabilelerinden biriydi.
Kâbe'nin Mekke'deki konumu, şehrin ticaret yolları üzerinde bulunması ve hac için gelen kabilelerle kurulan ilişkiler Kureyş'e önemli bir sosyal ve ekonomik konum kazandırmıştı.
Hz. Muhammed’in ailesi Kureyş'in Benî Hâşim koluna mensuptu.
Dedesi Abdülmuttalib
Abdülmuttalib, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) dedesiydi.
Mekke'de saygın bir konuma sahipti. Kâbe'nin hizmetleri ve özellikle Zemzem Kuyusu'nun yeniden ortaya çıkarılmasıyla ilgili rivayetlerde önemli bir şahsiyet olarak karşımıza çıkar.
Hz. Muhammed’in babası Abdullah da Abdülmuttalib'in oğullarından biriydi.
Babası Abdullah
Abdullah, Âmine bint Vehb ile evlendi.
Ancak bu evlilik uzun sürmedi. Abdullah, Hz. Muhammed dünyaya gelmeden önce vefat etti.
Böylece Hz. Muhammed (s.a.s.) dünyaya geldiğinde babası hayatta değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi de Abdullah'ın Yesrib'de hastalanarak vefat ettiğini ve Hz. Muhammed'in babasını doğmadan önce kaybettiğini aktarır.
2. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Doğumu
Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke'de dünyaya geldi.
Doğum yılı genel olarak Fil Vak‘ası'nın meydana geldiği yıl ile ilişkilendirilir. Doğum gününe ilişkin kaynaklarda farklı rivayetler bulunmaktadır. Pazartesi günü ve Rebîülevvel ayı konusunda genel bir kabul bulunmakla birlikte gün ve miladî karşılığı konusunda farklı görüşler vardır.
Bu sebeple “12 Rebîülevvel” veya belirli bir miladî tarih, tartışmasız kesin tarihmiş gibi sunulmamalıdır.
Fil Vak‘ası
Hz. Muhammed’in doğduğu yıl, Mekke tarihinin en dikkat çekici olaylarından biri olan Fil Vak‘ası ile ilişkilendirilir.
Kur’an-ı Kerîm’de Fil sûresinde, Mekke'ye ve Kâbe'ye yönelik saldırı girişiminde bulunan fil ordusundan bahsedilir.
Bu olay, Arap toplumunda geniş yankı uyandırmış ve Hz. Muhammed’in doğumunun gerçekleştiği dönemle özdeşleşmiştir.
Dedesi Torununa Muhammed Adını Veriyor
Hz. Muhammed’in doğumundan sonra dedesi Abdülmuttalib ona büyük sevgi gösterdi.
Kaynaklarda çocuğa Muhammed adının verilmesiyle ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır.
“Muhammed” ismi “çokça övülen, övgüye layık” anlamlarına gelir.
Kur'an'da onun adı Muhammed olarak dört yerde, Ahmed olarak da bir yerde geçmektedir.
3. BÖLÜM
Sütanne Halîme ve Çocukluk Yılları
O dönemin Mekke toplumunda şehirde doğan çocukların bir süre çölde yaşayan sütannelere verilmesi yaygın bir gelenekti.
Hz. Muhammed (s.a.s.) de sütanne Halîme es-Sa‘diyye tarafından emzirildi.
Halîme'nin yanında geçirdiği dönem, siyer kaynaklarında Hz. Muhammed’in çocukluk yıllarının önemli bir bölümü olarak anlatılır.
Bu döneme ilişkin bazı olağanüstü olaylar da kaynaklarda rivayet edilmiştir. Ancak bu rivayetlerin tamamının aynı derecede güvenilir olmadığı unutulmamalıdır.
Şakk-ı Sadr Rivayeti
Çocukluk döneminde Hz. Muhammed’in göğsünün yarılması ve kalbinin temizlenmesi şeklindeki şakk-ı sadr hadisesi hadis ve siyer kaynaklarında rivayet edilmiştir.
Bu olayın nasıl gerçekleştiği ve ayrıntıları konusunda farklı rivayetler vardır.
Dolayısıyla bu konudaki ayrıntıları aktarırken rivayet niteliğini korumak önemlidir.
4. BÖLÜM
Annesi Âmine’nin Vefatı
Hz. Muhammed (s.a.s.) yaklaşık altı yaşındayken annesi Âmine ile birlikte Yesrib'e gitti.
Amaçları arasında akrabaları ziyaret etmek ve Abdullah'ın kabrini ziyaret etmek de bulunuyordu.
Dönüş yolculuğu sırasında Âmine hastalandı.
Medine ile Mekke arasında bulunan Ebvâ bölgesinde vefat etti.
Hz. Muhammed böylece küçük yaşta annesini de kaybetti.
Ümmü Eymen, Hz. Muhammed’i Mekke’ye götürerek dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti.
Bu olay, onun hayatındaki ilk büyük acılardan biri oldu.
5. BÖLÜM
Dedesi Abdülmuttalib’in Himayesi
Annesinin vefatından sonra Hz. Muhammed'in bakımını dedesi Abdülmuttalib üstlendi.
Abdülmuttalib torununa büyük sevgi gösteriyordu.
Fakat bu beraberlik de uzun sürmedi.
Hz. Muhammed yaklaşık sekiz yaşındayken dedesi Abdülmuttalib vefat etti.
Bunun üzerine onun bakımını amcası Ebû Tâlib üstlendi.
Ebû Tâlib, Hz. Muhammed'i kendi çocuklarından ayırmadı ve onu koruyup kolladı.
Bu koruma, ilerleyen yıllarda Hz. Muhammed peygamber olduğunda da devam edecekti.
6. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Çocukluğu ve Gençliği
Hz. Muhammed’in çocukluk yılları Mekke'de geçti.
Yetim büyümesi onun hayatının önemli bir parçasıydı.
Kur'an'da Duhâ sûresinde Allah'ın ona geçmişini hatırlatarak şöyle buyurduğu bildirilir:
“Seni yetim bulup barındırmadı mı?”
Hz. Muhammed çocukluğundan itibaren dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle tanınmaya başladı.
Çobanlık Yılları
Siyer kaynaklarında Hz. Muhammed’in gençlik döneminde çobanlık yaptığı aktarılır.
Çobanlık, sabır, dikkat, sorumluluk ve emanet bilinci gerektiren bir işti.
İlerleyen yıllarda Hz. Muhammed’in insanlara karşı sabırlı, merhametli ve sorumluluk sahibi tavrı, onun kişiliğinin en belirgin özelliklerinden biri haline geldi.
7. BÖLÜM
Gençliği ve Ticaret Hayatı
Hz. Muhammed gençlik döneminde ticaretle ilgilendi.
Amcası Ebû Tâlib ile Suriye taraflarına yapılan ticaret yolculuklarından birine katıldığı kaynaklarda anlatılır.
Bu yolculukla ilgili Bahîrâ adlı rahiple karşılaşma rivayeti meşhur olmakla birlikte, olayın ayrıntıları ve rivayetin sıhhati konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu nedenle bu hadise kesin tarihî bilgi olarak aktarılmamalıdır.
Hz. Muhammed ilerleyen yıllarda ticaret hayatında dürüstlüğüyle tanındı.
İnsanların mallarını koruyor, alışverişlerinde hileye başvurmuyor ve verdiği sözlere bağlı kalıyordu.
Bu nedenle Mekkeliler arasında el-Emîn, yani “güvenilir kişi” olarak tanındı.
8. BÖLÜM
Hılfu’l-Fudûl: Haksızlığa Karşı Birlik
Hz. Muhammed’in gençlik yıllarındaki önemli olaylardan biri Hılfu’l-Fudûl adı verilen anlaşma ve dayanışma hareketidir.
Mekke'de yabancı bir tüccarın haksızlığa uğraması üzerine bazı Mekkeliler bir araya gelerek haksızlığa uğrayan kişilerin hakkını savunmaya karar verdiler.
Hz. Muhammed de bu oluşumda yer aldı.
Peygamber olduktan sonra da bu anlaşmayı olumlu şekilde hatırladığına dair rivayetler bulunmaktadır.
Bu olay onun gençlik yıllarında dahi adalet ve hakkaniyet konularına önem verdiğini göstermesi bakımından önemlidir.
9. BÖLÜM
Hz. Hatice ile Evliliği
Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hayatındaki en önemli kişilerden biri Hz. Hatice idi.
Hz. Hatice, Mekke'nin saygın ve varlıklı kadınlarından biriydi.
Ticaretle ilgileniyordu.
Hz. Muhammed'in dürüstlüğünü ve güvenilirliğini biliyordu.
Ticari işlerinden birini yürütmesi için onunla çalıştı.
Hz. Muhammed’in ticarette gösterdiği dürüstlük ve başarı sonrasında Hz. Hatice ile evlilikleri gerçekleşti.
Hz. Hatice’nin Hz. Muhammed’e Desteği
Hz. Hatice, Hz. Muhammed'in hayatında yalnızca eşi olarak değil, aynı zamanda en büyük destekçilerinden biri olarak yer aldı.
İlk vahiy geldiğinde Hz. Muhammed büyük bir heyecan ve endişe yaşadığında onu teselli eden ve destekleyen kişi Hz. Hatice oldu.
Hz. Hatice İslâm'ın ilk yıllarında malı ve desteğiyle Müslümanların yanında yer aldı.
10. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Çocukları
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) çocuklarının büyük bölümü Hz. Hatice'den dünyaya geldi.
Kaynaklarda çocuklarının isimleri şu şekilde zikredilir:
- Kâsım
- Zeyneb
- Rukıyye
- Ümmü Gülsüm
- Fâtıma
- Abdullah
Daha sonraki eşi Mâriye'den ise İbrâhim dünyaya geldi.
Hz. Muhammed'in erkek çocukları küçük yaşlarda vefat etti.
Nesli Hz. Fâtıma ve onun Hz. Ali ile evliliğinden dünyaya gelen Hasan ve Hüseyin üzerinden devam etti.
11. BÖLÜM
Kâbe’nin Yeniden İnşası ve Hacerülesved Olayı
Hz. Muhammed yaklaşık 35 yaşındayken Kureyşliler Kâbe'yi yeniden inşa etmeye karar verdiler.
İnşaat sırasında Hacerülesved'in yerine konulması konusunda kabileler arasında anlaşmazlık çıktı.
Her kabile bu şerefin kendisine ait olmasını istiyordu.
Anlaşmazlık büyüyünce Hz. Muhammed'in hakemliğine başvuruldu.
Hz. Muhammed bir örtü getirtti. Hacerülesved'i örtünün üzerine koydurdu.
Kabilelerin ileri gelenlerinin örtüyü birlikte kaldırmasını sağladı.
Sonra taşı kendi elleriyle yerine yerleştirdi.
Böylece büyük bir çatışmanın önüne geçilmiş oldu.
Bu olay onun toplumdaki güvenilirliğinin ve sağduyusunun önemli göstergelerinden biri olarak anlatılır.
12. BÖLÜM
Hira Günleri ve Peygamberlik Öncesi Dönem
Hz. Muhammed (s.a.s.) kırk yaşlarına yaklaşırken Mekke toplumunun inanç ve ahlâk yapısından uzaklaşarak tefekkür etmeye başladı.
Mekke'deki putperestlik, toplumsal adaletsizlik, güçsüzlerin ezilmesi ve ahlâkî bozulmalar onun hayatında önemli bir yer tutuyordu.
Bu dönemde Hira Mağarası'na çekilerek ibadet ve tefekkür ettiği rivayet edilir.
Sonunda hayatının en büyük hadisesi gerçekleşti.
Vahiy başladı.
13. BÖLÜM
İlk Vahiy: “Oku!”
Hz. Muhammed kırk yaşındayken Hira Mağarası'nda ilk vahyi aldı.
Cebrâil (a.s.) ona geldi ve:
“Oku!”
dedi.
Hz. Muhammed ise okuma bilmediğini ifade etti.
Ardından Alak sûresinin ilk ayetleri vahyedildi:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku!”
Bu olay, Hz. Muhammed’in peygamberlik görevinin başlangıcı oldu.
İlk vahyin ardından Hz. Muhammed büyük bir heyecanla evine döndü.
Hz. Hatice onu sakinleştirdi.
Daha sonra Hz. Hatice'nin akrabası Varaka b. Nevfel ile görüşüldü.
İlk vahiyden sonra vahyin bir süre kesilmesi ve ardından yeniden başlamasıyla tebliğ dönemi hız kazandı.
14. BÖLÜM
İlk Müslümanlar
Hz. Muhammed'e ilk iman edenlerin başında eşi Hz. Hatice gelir.
Ardından Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve Zeyd b. Hârise gibi isimler Müslüman oldu.
Hz. Ebû Bekir'in vesilesiyle Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah, Sa‘d b. Ebû Vakkās ve Abdurrahman b. Avf gibi önemli sahabilerin de İslâm'ı kabul ettiği aktarılır.
İlk Müslümanlar, Mekke toplumunun güçlü muhalefetine rağmen inançlarından vazgeçmediler.
15. BÖLÜM
Gizli Tebliğ Dönemi
İlk yıllarda Müslümanların sayısı azdı.
Hz. Muhammed insanları İslâm'a davet ediyor, ancak tebliğ faaliyetleri başlangıçta daha sınırlı bir çevrede yürütülüyordu.
Müslümanlar zaman zaman Dârülerkam adı verilen yerde toplanıyorlardı.
Burada Kur'an öğreniyor, ibadet ediyor ve yeni Müslümanlarla ilgileniyorlardı.
16. BÖLÜM
Açık Davet ve Mekke’de Mücadele
Bir süre sonra Hz. Muhammed'e davetini açıkça ilan etmesi emredildi.
Yakın akrabalarını İslâm'a çağırdı.
Ardından Mekke halkına açıkça hitap etmeye başladı.
Ancak Kureyş ileri gelenleri bu davete karşı çıktı.
Çünkü İslâm'ın putperestliği reddetmesi, insanların Allah karşısında eşit olduğunu vurgulaması ve ekonomik-sosyal adaleti öne çıkarması Mekke'deki mevcut düzen açısından önemli bir dönüşüm anlamına geliyordu.
17. BÖLÜM
Mekke’de Müslümanlara Yapılan Baskılar
Müslümanların sayısı arttıkça Kureyş'in baskısı da arttı.
Özellikle kabile desteğinden yoksun Müslümanlar ağır işkencelere maruz kaldı.
Bilâl-i Habeşî'nin işkence görmesi, Ammâr b. Yâsir ailesinin maruz kaldığı zulüm ve diğer Müslümanların gördüğü baskılar Mekke döneminin en acı olayları arasında yer aldı.
Hz. Muhammed Müslümanları sabra çağırdı.
İslâm'ın ilk dönemindeki Müslümanlar büyük fedakârlıklar gösterdi.
18. BÖLÜM
Habeşistan Hicretleri
Mekke'deki baskılar dayanılmaz hale gelince Hz. Muhammed bazı Müslümanların Habeşistan'a gitmesine izin verdi.
Habeşistan hükümdarı Necâşî, Müslümanlara sığınma imkânı sağladı.
Kureyş, Müslümanların geri gönderilmesini istedi.
Ancak Müslümanların temsilcisi Ca‘fer b. Ebû Tâlib'in yaptığı konuşmanın ardından Necâşî'nin onları koruduğu aktarılır.
Habeşistan hicretleri, İslâm tarihinde ilk hicret hareketlerinden biri oldu.
19. BÖLÜM
Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman Oluşu
Hz. Hamza'nın Müslüman olması Müslümanlar açısından önemli bir güç kazandırdı.
Bir süre sonra Hz. Ömer de Müslüman oldu.
Hz. Ömer'in Müslüman oluşu hakkında çeşitli rivayetler bulunmaktadır.
Onun İslâm'a girmesi Müslümanların Mekke'de daha güçlü biçimde görünür hale gelmesine katkı sağladı.
20. BÖLÜM
Boykot Yılları
Kureyş, Benî Hâşim ve Benî Muttalib'e karşı sosyal ve ekonomik boykot uyguladı.
Müslümanlar ve Hz. Muhammed'i koruyan yakınları ciddi sıkıntılar yaşadı.
Bu dönem Şi‘b Ebî Tâlib yılları olarak bilinir.
Boykot sona erdiğinde Müslümanlar büyük bir rahatlama yaşadı.
Fakat hemen ardından Hz. Muhammed’in hayatındaki iki büyük kayıp geldi.
21. BÖLÜM
Hüzün Yılı
Hz. Muhammed'in amcası Ebû Tâlib ve eşi Hz. Hatice aynı dönemde vefat etti.
Bu nedenle bu dönem Hüzün Yılı olarak anıldı.
Hz. Hatice, peygamberliğin ilk dönemlerinde Hz. Muhammed'in en büyük destekçisiydi.
Ebû Tâlib ise kabilesel korumasıyla onu Mekke'de korumuştu.
İkisinin vefatı Hz. Muhammed için büyük bir kayıp oldu.
22. BÖLÜM
Tâif Yolculuğu
Hz. Muhammed, Mekke dışındaki insanlara da İslâm'ı anlatmak amacıyla Tâif'e gitti.
Ancak Tâif halkından beklediği karşılığı göremedi.
Hakarete ve taşlanmaya maruz kaldı.
Buna rağmen kendisine kötülük yapanlara beddua etmek yerine onların soyundan gelecek insanların İslâm'a inanabileceği ümidiyle hareket ettiğine dair rivayetler vardır.
Bu olay, Hz. Muhammed'in sabır ve merhametinin anlatıldığı önemli hadiselerden biridir.
23. BÖLÜM
İsrâ ve Mi‘rac
İslâm inancında Hz. Muhammed'in hayatındaki en önemli mucizevi olaylardan biri İsrâ ve Mi‘rac hadisesidir.
İsrâ, Hz. Muhammed'in Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya götürülmesini ifade eder.
Mi‘rac ise buradan semaya yükseliş hadisesidir.
Bu olay Kur'an'da İsrâ sûresinin ilk ayetinde açıkça zikredilir.
Mi‘rac hadisesiyle ilgili ayrıntılar hadis ve siyer kaynaklarında farklı şekillerde aktarılmıştır.
24. BÖLÜM
Akabe Biatları ve Medine’ye Açılan Yol
Yesrib'den gelen bazı insanlar Hz. Muhammed ile görüşerek İslâm'ı kabul etti.
Bunların sayısı zamanla arttı.
Birinci ve ikinci Akabe Biatları, Medine'nin İslâm'ın yeni merkezi haline gelmesinin yolunu açtı.
Medineliler Hz. Muhammed'i ve Mekke'den gelecek Müslümanları koruyacaklarına söz verdiler.
Artık büyük hicretin zamanı yaklaşmıştı.
25. BÖLÜM
Hicret: Mekke’den Medine’ye
Kureyş, Hz. Muhammed'in Medine'ye gitmesi halinde güçleneceğini düşündü.
Sonunda Hz. Muhammed'i öldürme planı yapıldı.
Hz. Muhammed, Hz. Ebû Bekir ile birlikte Mekke'den ayrıldı.
Bir süre Sevr Mağarası'nda saklandılar.
Ardından Medine'ye doğru yola çıktılar.
Hicret yolculuğu İslâm tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Hz. Muhammed ve Hz. Ebû Bekir'in Medine'ye ulaşmasından önce Kubâ'ya geldikleri ve burada bir süre kaldıkları kaynaklarda aktarılır.
26. BÖLÜM
Medine’ye Varış
Hz. Muhammed Medine'ye ulaştığında şehir halkı onu büyük bir coşkuyla karşıladı.
Devesinin çöktüğü yerdeki en yakın evlerden biri Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin eviydi.
Hz. Muhammed burada misafir olarak kaldı.
Yesrib artık İslâm tarihinin merkezi haline geliyordu.
Hicret, yalnızca şehir değiştirmek değil, yeni bir toplumun ve siyasî yapının başlangıcıydı.
27. BÖLÜM
Mescid-i Nebevî ve Medine Toplumu
Medine'ye geldikten sonra Hz. Muhammed'in yaptığı en önemli işlerden biri Mescid-i Nebevî'nin inşası oldu.
Mescid yalnızca ibadet edilen bir yer değildi.
Eğitim, istişare, toplumsal dayanışma ve yönetim açısından da merkezi bir rol üstlendi.
Muhacirler ve Ensar
Mekke'den gelen Müslümanlara Muhacir, Medineli Müslümanlara Ensar adı verildi.
Hz. Muhammed Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik bağı kurdu.
Bu uygulama, farklı ekonomik ve kabilevi geçmişlerden gelen insanların ortak bir toplum oluşturmasını amaçlıyordu.
28. BÖLÜM
Medine Sözleşmesi
Medine'de farklı kabileler ve dinî gruplar bulunuyordu.
Hz. Muhammed bu gruplar arasında toplumsal düzeni sağlamak amacıyla bir anlaşma düzenledi.
Kaynaklarda Medine Vesikası veya Medine Sözleşmesi adıyla bilinen bu metin, şehirdeki farklı grupların hak ve sorumluluklarını düzenleyen önemli bir belge olarak değerlendirilir.
29. BÖLÜM
Kıblenin Değişmesi
İlk dönemde Müslümanlar namaz kılarken Kudüs'teki Mescid-i Aksâ yönüne dönüyorlardı.
Daha sonra kıble Kâbe'ye çevrildi.
Bu değişiklik Bakara sûresinde anlatılır.
Böylece Kâbe, Müslümanların kıblesi oldu.
30. BÖLÜM
Bedir Gazvesi
Hicretin ikinci yılında Bedir'de Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında büyük bir savaş meydana geldi.
Müslümanların sayısı ve imkânları karşı tarafın gerisindeydi.
Buna rağmen savaş Müslümanların zaferiyle sonuçlandı.
Bedir, Müslüman toplumun siyasî ve askerî açıdan güçlenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Kur'an'da Bedir'e ilişkin çeşitli ayetler bulunmaktadır.
31. BÖLÜM
Uhud Gazvesi
Bedir'in ardından Kureyş, Müslümanlara karşı yeniden harekete geçti.
Uhud'da iki taraf karşılaştı.
Savaşın ilk bölümünde Müslümanlar üstünlük sağladı.
Ancak okçuların Hz. Muhammed'in verdiği emre rağmen yerlerini terk etmeleri savaşın seyrini değiştirdi.
Hz. Hamza şehit oldu.
Hz. Muhammed de yaralandı.
Uhud, Müslümanlar açısından büyük bir imtihan oldu.
32. BÖLÜM
Hendek Gazvesi
Medine, farklı Arap kabilelerinden oluşan büyük bir ittifak tarafından kuşatıldı.
Selmân-ı Fârisî'nin önerisiyle Medine'nin savunulabilecek bölümüne hendek kazıldı.
Bu yöntem Araplar arasında alışılmış bir savaş yöntemi değildi.
Kuşatma uzun sürdü.
Sonunda düşman ordusu geri çekildi.
Hendek Gazvesi, Medine'nin savunulmasında önemli bir dönüm noktasıydı.
33. BÖLÜM
Hudeybiye Antlaşması
Hz. Muhammed ve Müslümanlar umre yapmak amacıyla Mekke'ye yöneldi.
Kureyş Müslümanların Mekke'ye girmesine izin vermedi.
Bunun üzerine Hudeybiye Antlaşması yapıldı.
Antlaşmanın bazı maddeleri ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünüyordu.
Ancak kısa süre içerisinde antlaşmanın sağladığı barış ortamı İslâm'ın daha geniş çevrelere ulaşmasına imkân verdi.
Kur'an'da bu olay “apaçık fetih” olarak nitelendirilmiştir.
34. BÖLÜM
İslâm’a Davet Mektupları
Hudeybiye'den sonra Hz. Muhammed'in tebliğ faaliyetleri daha geniş bir alana yayıldı.
Çevredeki hükümdarlara ve yöneticilere İslâm'a davet mektupları gönderildi.
Bizans, İran ve Mısır gibi dönemin önemli siyasî merkezleriyle iletişim kuruldu.
Bu dönem İslâm'ın Arap Yarımadası dışına yönelik tebliğinin de güçlendiği bir dönem oldu.
35. BÖLÜM
Hayber
Medine'nin kuzeyindeki Hayber bölgesinde Müslümanlarla Yahudi topluluklar arasında çatışma yaşandı.
Hayber'in alınmasının ardından bölgede yeni bir düzen kuruldu.
Hz. Muhammed'in Hayber sonrasında bölgedeki halkla yaptığı anlaşmalar İslâm tarihinin önemli olayları arasında yer alır.
36. BÖLÜM
Mekke’nin Fethi
Hudeybiye Antlaşması'nın bozulmasının ardından Hz. Muhammed büyük bir orduyla Mekke'ye yöneldi.
Mekke büyük ölçüde savaş yaşanmadan Müslümanların kontrolüne geçti.
Hz. Muhammed Kâbe'yi putlardan temizledi.
Ancak yıllarca kendisine ve Müslümanlara düşmanlık etmiş birçok Mekkeliyi affetti.
Mekke'nin fethi, İslâm tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
37. BÖLÜM
Huneyn ve Tâif
Mekke'nin fethinin ardından bazı Arap kabileleri Müslümanlara karşı birleşti.
Huneyn'de savaş meydana geldi.
Başlangıçta Müslümanlar zor durumda kaldı.
Daha sonra toparlanarak üstünlük sağladılar.
Ardından Tâif kuşatması gerçekleşti.
Bu olaylar Arap Yarımadası'nda siyasî dengelerin hızla değiştiği dönemin parçalarıydı.
38. BÖLÜM
Tebük Seferi
Hicretin dokuzuncu yılında Hz. Muhammed büyük bir orduyla Tebük'e doğru hareket etti.
Sefer sırasında ciddi sıcaklık ve kıtlık şartlarıyla karşılaşıldı.
Hz. Muhammed'in bu sefer için Müslümanları yardıma çağırması üzerine sahabiler büyük fedakârlıklarda bulundu.
Tebük, Hz. Muhammed'in hayatındaki son büyük askerî sefer olarak kabul edilir.
39. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Ahlâkı
Kur'an'da Hz. Muhammed'in ahlâkına dikkat çekilerek:
“Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.”
buyurulur.
Onun hayatında öne çıkan ahlâkî özellikler arasında:
- Doğruluk
- Güvenilirlik
- Sabır
- Merhamet
- Adalet
- Tevazu
- Cömertlik
- Affedicilik
- İnsanlara değer verme
- Yetim ve yoksulları gözetme
- Sözünde durma
sayılabilir.
Diyanet kaynaklarında da Hz. Peygamber'in hayatı örnek ahlâk, aile hayatı, insan ilişkileri, ibadet hayatı ve liderliği başlıkları altında ele alınmaktadır.
40. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Aile Hayatı
Hz. Muhammed aile hayatında sevgi, merhamet ve adaleti ön plana çıkarıyordu.
Eşleriyle istişare eder, onların görüşlerini dinlerdi.
Çocuklarına sevgi gösterirdi.
Torunları Hasan ve Hüseyin'e karşı özel bir sevgisi vardı.
Kızı Hz. Fâtıma'ya da büyük sevgi beslerdi.
Onun aile hayatı, Müslümanların aile ilişkileri açısından örnek kabul edilir.
41. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Çocuklara ve Topluma Yaklaşımı
Hz. Muhammed çocuklara sevgiyle yaklaşırdı.
Onlarla konuşur, selam verir, onları önemserdi.
Yetimlerin korunmasını önemserdi.
Kadınların haklarının gözetilmesini emrederdi.
Komşuluk hukukuna önem verir, yoksullara yardım edilmesini teşvik ederdi.
İnsanların sosyal statülerinden dolayı üstün olmadığını vurgulardı.
42. BÖLÜM
Vedâ Haccı
Hz. Muhammed hicretin 10. yılında Vedâ Haccı'nı gerçekleştirdi.
Bu onun yaptığı ilk ve son hac oldu.
Hac sırasında yüz bini aşan sahabeye hitap etti. Diyanet'in açıklamasında Vedâ Haccı'nın 632 yılında gerçekleştirildiği ve Hz. Peygamber'in bu hac sırasında İslâm'ın temel hac uygulamalarını bizzat gösterdiği belirtilmektedir.
Vedâ Haccı, Hz. Muhammed'in hayatındaki son büyük toplu buluşma oldu.
43. BÖLÜM
Vedâ Hutbesi
Hz. Muhammed Arafat'ta Müslümanlara hitap etti.
Hutbenin farklı hadis kaynaklarında bölümler halinde aktarıldığı ve sonraki siyer eserlerinde bir bütün halinde düzenlendiği belirtilmektedir.
Vedâ Hutbesi'nde öne çıkan konular arasında:
- Can güvenliği
- Mal güvenliği
- Namus ve onur
- Faizin kaldırılması
- Kan davalarının kaldırılması
- Kadınların hakları
- Emanet
- Müslümanların kardeşliği
- İnsanların Allah karşısındaki sorumluluğu
bulunur.
İnsanların eşitliği ve birbirlerine karşı sorumlulukları da hutbenin önemli mesajları arasındadır.
Vedâ Hutbesi, Hz. Muhammed'in insanlara bıraktığı en önemli öğütlerden biri olarak kabul edilir.
44. BÖLÜM
İslâm’ın Tamamlanması
Vedâ Haccı sırasında Mâide sûresinin üçüncü ayetinin indiği rivayet edilir:
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim...”
Bu ayet, İslâm'ın temel hükümlerinin tamamlanması bakımından önemli bir yere sahiptir.
Hz. Muhammed'in peygamberlik görevi artık son dönemine ulaşmıştı.
45. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Son Günleri
Vedâ Haccı'nın ardından Medine'ye dönen Hz. Muhammed'in sağlığı bozuldu.
Hastalığı giderek ağırlaştı.
Buna rağmen namaz ve ümmetinin durumu konusunda hassasiyetini sürdürdü.
Hz. Ebû Bekir'in imamlık yapmasını istedi.
Hastalığı sırasında Müslümanlara çeşitli öğütlerde bulundu.
46. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Vefatı
Hz. Muhammed (s.a.s.) Medine'de vefat etti.
Vefat tarihi genel kabul olarak 632 yılı ve hicrî takvimde Rebîülevvel ayı içerisinde değerlendirilir.
Vefat ettiği sırada yaklaşık 63 yaşındaydı.
Vefatı Müslümanlar üzerinde büyük bir üzüntü meydana getirdi.
Hz. Ömer'in yaşadığı şok nedeniyle onun öldüğünü kabul etmekte zorlandığı, Hz. Ebû Bekir'in ise Kur'an'daki ayetlerden hareketle sahabileri teskin ettiği meşhur rivayetler arasındadır.
Hz. Ebû Bekir:
“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçti.”
anlamındaki Âl-i İmrân sûresi 144. ayetini okudu.
Böylece Müslümanlar Hz. Muhammed'in de diğer insanlar gibi ölümlü olduğunu kabul ederek büyük bir gerçekle yüzleştiler.
47. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Defni
Hz. Muhammed'in vefatından sonra cenaze hazırlıkları yapıldı.
Nereye defnedileceği konusunda yapılan değerlendirmelerin ardından Hz. Âişe'nin odasına defnedildi.
Bugün bu bölge Mescid-i Nebevî içerisinde yer almaktadır.
Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de daha sonra aynı bölgeye defnedildi.
48. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Ardında Bıraktığı Miras
Hz. Muhammed'in (s.a.s.) vefatıyla peygamberlik sona erdi.
Ancak onun getirdiği mesaj devam etti.
Kur'an-ı Kerîm, onun tebliğ ettiği vahyin temel kaynağıdır.
Hadisler ise onun sözlerini, uygulamalarını ve onaylarını sonraki nesillere aktaran temel kaynaklar arasında yer alır.
Hz. Muhammed'in hayatını anlatan eserler siyer, savaş ve askerî faaliyetlerini konu alan çalışmalar ise klasik literatürde megāzî olarak anılır.
49. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Hayatından Çıkarılabilecek Temel Dersler
Hz. Muhammed'in hayatı yalnızca tarihî olayların sıralanmasından ibaret değildir.
Onun hayatında birçok ahlâkî ve sosyal mesaj bulunur.
Sabır
Mekke döneminde yıllarca baskıya rağmen tebliğine devam etti.
Merhamet
Kendisine kötülük yapanlara karşı dahi merhametli davranmayı tercih ettiği birçok olay rivayet edilmiştir.
Adalet
İnsanlar arasında kabile, zenginlik ve makam farkı gözetmeden adalet anlayışını öne çıkardı.
Güvenilirlik
Peygamberlikten önce dahi “el-Emîn” olarak tanınıyordu.
Tevazu
Toplumun lideri olduğu dönemde bile sade yaşamaya devam etti.
İstişare
Önemli meselelerde sahabileriyle istişare etti.
Affedicilik
Mekke'nin fethi sırasında kendisine yıllarca düşmanlık eden birçok kişiyi affetti.
İnsan Onuru
Vedâ Hutbesi'nde insanların can, mal ve onurunun korunmasına büyük önem verdi.
50. BÖLÜM
Hz. Muhammed’in Hayatının Kronolojik Özeti
Hz. Muhammed'in hayatını ana hatlarıyla şöyle sıralamak mümkündür:
Doğumu: Mekke
Babası: Abdullah
Annesi: Âmine
Dedesi: Abdülmuttalib
Amcası ve çocukluk dönemindeki vasisi: Ebû Tâlib
Sütannesi: Halîme es-Sa‘diyye
Gençlik dönemi: Mekke ve ticaret hayatı
Lakabı: el-Emîn
İlk eşi: Hz. Hatice
Peygamber oluşu: Yaklaşık 40 yaşında
İlk vahiy: Hira Mağarası
Mekke dönemi: Yaklaşık 13 yıl
Hicret: Mekke'den Medine'ye
Medine dönemi: Yaklaşık 10 yıl
Mekke'nin fethi: 630
Vedâ Haccı: 632
Vefatı: 632, Medine
Bu kronoloji, farklı kaynaklarda bazı tarihlerin ayrıntılarında görülen farklılıklar saklı kalmak kaydıyla Hz. Muhammed'in hayatının ana akışını ortaya koymaktadır. Diyanet'in siyer kaynaklarında da peygamberlik öncesi hayat, ilk vahiy, Mekke dönemi, Habeşistan hicreti, Hüzün Yılı, Akabe Biatları, hicret, Medine dönemi, Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Mekke'nin fethi, Vedâ Haccı ve vefat sıralaması esas alınmaktadır.
SONUÇ
Bir Yetimin Peygamberliğe Uzanan Hayatı
Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hayatı Mekke'de yetim bir çocuk olarak başladı.
Babası Abdullah'ı doğmadan önce kaybetti.
Altı yaşında annesi Âmine'yi, sekiz yaşında dedesi Abdülmuttalib'i kaybetti.
Çocukluğunun önemli bölümünde amcası Ebû Tâlib'in himayesinde yaşadı.
Gençliğinde ticaret yaptı.
Doğruluğu ve güvenilirliğiyle toplumunun güvenini kazandı.
Kırk yaşına geldiğinde Hira'da ilk vahyi aldı.
Bundan sonra yaklaşık 23 yıl sürecek peygamberlik görevi başladı.
Mekke'de alay edildi, dışlandı, baskı gördü ve Müslümanlara yapılan işkencelere şahit oldu.
Habeşistan'a hicret eden Müslümanları uğurladı.
Ebû Tâlib ve Hz. Hatice'nin vefatıyla büyük acılar yaşadı.
Tâif'te taşlandı.
Buna rağmen tebliğinden vazgeçmedi.
Hicretle birlikte Medine'de yeni bir toplumun temellerini attı.
Bedir, Uhud ve Hendek gibi büyük savaşlardan geçti.
Hudeybiye'de önemli bir barış anlaşması yaptı.
Mekke'yi fethetti.
İslâm'ın mesajını Arap Yarımadası'nın geniş bölgelerine ulaştırdı.
Son olarak Vedâ Haccı'nda Müslümanlara hitap etti.
Ardından Medine'ye döndü ve kısa süre sonra vefat etti.
Onun vefatıyla peygamberlik dönemi sona erdi; fakat Kur'an ve sünnet üzerinden taşıdığı mesaj Müslümanların inancının ve hayatının temel unsurlarından biri olmaya devam etti.
Hz. Muhammed'in hayatını anlamak, yalnızca bir tarih şahsiyetinin yaşamını öğrenmek değil; aynı zamanda İslâm'ın Mekke'de nasıl başladığını, nasıl bir toplum oluşturduğunu ve Hz. Peygamber'in insanlara nasıl bir ahlâk ve yaşam anlayışı sunduğunu anlamak açısından önemlidir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için üye girişi yapın.
Henüz yorum yok.



